Geçtiğimiz haftalardaki Bostancı Ofis'te çalışma hevesim kursağımda kaldı...
Beşiktaş'ta ki yoğun tempo ve binanın her gün taşınma telaşını yaşamak, binadan kopup gideceğimiz gerçeği ile yüzleşmemize sebep oluyor...
Sanırım bu günleri çok özleyeceğiz...
Bizim çalıştığımız kat toplantı salonlarının olduğu yer... hali ile cep telefonları da çekmiyor... tam bir afet koordinasyon merkezi görüntüsü var... bir de ufak bir balkonumuz var... yeşillikler içinde... telefonla konuşmak isteyen oraya koşuyor...
Bayramı dört gözle beklememe rağmen, bir bayramı daha erittik gitti...
Halamı, teyzemi, annemin teyzesini aradım... Datça'da halen yaz sezonunu bitirmeyen Fethi amca ile eşini de... Dört gözle benim yazlığa gitmemi beklediler ama bu sene gitmek istemedim... İstanbul'u bekledim...
Seneye de kim öle kim kala diyorlar... Bir ara İzmir'deki bir kongreye giderken olanları da ziyaretim kaçınılmaz oldu bu durumda...
Bu bayramda annem ve kuzenimle ilk günü geçirdim...
Her sabah 11 de uyanmak ise muhteşem bir şey...
Halen geceleri uyuyamıyorum... Sabah 4 veya 5 den sonra belki biraz daha derinleşiyor uykum...
Çok yoğun 3 gün beni bekliyor olacak bu hafta...
Sonrası yeni bina ile seyahatlerim...
Bu bayram pek bayram sayılmaz...
Selden dolayı mağdur durumda kalan insanlar varken, tatile gidenleri düşününce...
Artık herkes kendi derdinde... hiç başlarına gelmeyecek gibi...
Dünyanın sonu dedikleri ne acaba...
İnsanlıktan uzak bir dünya mı?

1 yorum:
Yorum Gönder