Seyahatten sonra izin aldığım o tek güne rağmen yorgunluğumu ve sersemliğimi bir türlü üstümden atamadım tüm hafta boyunca... Bitmeyen toplantılar, toplanma telaşı ve 28 Eylül'e kadar hem mevcut işler, hem toplantılarım ve başlayacak kongre takviminin yanısıra şirketin muhtelif yerlerinde çalışacak olmamız garip geliyor:)))
Bu hafta içinde işime pek konsantre olamadım hayatımda ilk kez...
Başıma balyoz ile vurulmuş gibiyim...
Evime hiç zaman ayırmadım... Savaş alanı gibi:))
Cuma günü akşamı için Güvenç'e davet edildim Korhan tarafından... Akşam yemeği için...
Güvenç gerçekten inanılmaz yemekler yapan bir adam...
Dün akşamda rakı muhabbetimi Güvenç ile yaptım, Korhan ve Tülin içmediler...
Gece kanepede yarı uyuklamaya başladığımda gece 2.30 olmuştu...
Bütün gece nostalji takıldık, en çok ben konuştum, en çok ben dansettim...
Mutluydum... Normalde kimsenin evinde rahat edemem kendi evim dışında...
Ayrıca kendi evimde de insanların sadece salonda oturmalarını ve çevreyi karıştırmamalarını severdim eskiden...
Ama 2 sene beni de değiştirdi, hayatımda Korhan'a, Mehmet'e güvenmeyi seçtim...
Onlarla rahat olmayı ve bana açtıkları ortamlarda bana sağladıkları rahatlığın karşılığını vermeyi seçtim...
Bu da sanırım beni daha ben yaptı...
Geçmişle o kadar barıştım ki, artık seneler geçtikçe etkisini de hissetmiyorum...
Yakın geçmişe ait sadece biraz öfkem var...
Onu da yakında atlatırım...
Sabaha karşı eve gelmeme rağmen gene uyuyamadım... Artık bu uyku sorununu halletmem lazım... İnanılmaz yorgunum, resmen gözlerim kapanıyor, ama uyuyamıyorum...
Tedirginim...
Bütün gün yatağım ve kanepem arasında gidip geldim...
Hala sersem gibiyim...
Hiç dışarı çıkmadım...
Halbuki bu günü 1 haftadır bekliyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder