Havanın güzelliğinden dolayı, ofiste bulunan beyaz güvercin ve hint bülbülünü dışarı çıkardık...
Tavan arası ofisimizin pencerelerinin önünde durdular bütün gün... Dışarda uçan martıları, kargaları, güvercinleri görüp kendi tutsaklıklarını dert edinip bunalıma girdiler mi bilemiyorum...
Bütün gün ofis içinde teller arasındaki tutsaklıkları canımı acıtıyor, her ne kadar serbest kalsalar bile yaşam süreleri oldukça kısa olur mutlaka...
Gene de içim acıyor...
Bugün içimde bitmek bilmeyen bir sıkıntı vardı... Bazı şeyler var ki hayatınızın yönünü tamamen değiştiriyor ve içinizde kırıklıklar kalabiliyor...
Gene de şükrediyorum tabii...
Sağlıklıyım... Ve bugünden daha kötüsü de olabilirdi...
Denizotobüsü ile karşıya geçerken içimdeki sıkıntıdan da bir nebze kurtuldum... Gece ışıkları ile aydınlatılmış İstanbul belki de kötülükleri, çirkinlikleri ve olumsuzlukları kapatıyor gibi gözükse de esasında değişen hiç bir şey yok... Sabaha göre biraz daha yorgun hatta stres dolu insanların ev koşuşturması dışında, gece de artık çirkinlikleri kapatacak güçte değil... Bozulmuş ve satılmış ruhlar ele geçirmiş herşeyi... Artık insanlık hükümsüz...
Martılar şehrin yeni sahibi...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder