Dün...
Yer Bağdat Caddesi...
Erenköy'deki camii önü...
Bir cenaze...
Oldukça kalabalık...
Herkes toplanmış, merhumun çok sevildiğini düşünürsünüz değil mi...
Tam cenaze araca nakledileceği zaman bir kısım kalabalık araca doğru yönelirken, diğer kısım ise milli piyangocuya doğru taarruza geçer...
Bir taraf üzüntü ve acının pençesinde...
Diğer taraf piyangocuyu kaçırmama derdinde...
Hayat herşeye rağmen devam ediyor da, daha cenaze aracı ayrılmadan, insanlar nasıl bu kadar bencilce kendilerini soyutlayarak ortamdan hayata devam ederler!!!... Merhuma saygı, ailesine saygı duymadan...
Ateş düştüğü yeri yakar... Boşuna dememişler...
Sonuçta merhum sadece bir çarşafla sarılmış gidiyor... Hepimizin herşeyi bırakıp gideceği gibi...
Hayat herşeye rağmen devam ediyor da, daha cenaze aracı ayrılmadan, insanlar nasıl bu kadar bencilce kendilerini soyutlayarak ortamdan hayata devam ederler!!!... Merhuma saygı, ailesine saygı duymadan...
Ateş düştüğü yeri yakar... Boşuna dememişler...
Sonuçta merhum sadece bir çarşafla sarılmış gidiyor... Hepimizin herşeyi bırakıp gideceği gibi...
Yanımda iki adam konuşuyor...
" Kötü bir zamanlama biraraya gelmek için ama başka türlü hepimizi bir arada göreceğim zaman da olmuyor, bunlarda olmasa zaten çok zor "
O an kanım dondu...
Babamın cenazesine bile gidemedim... Cenazesi sırasında abimleri havalimanından alıp en azından defin törenine yetiştirmem gerekiyordu...
Biz zamasız gelen acı ölümün acısını yaşarken, annemin acısını nasıl azaltacağımı düşünürken, abime nasıl durumu açıklayacağımı düşünürken...
İnsanların tek derdi eve gittiğimizde ne yiyecekleri idi...
Bu insanları istemiyorum ne hayatımda ne de cenazemde...
Bu arada benim cenaze törenim denizde olacak:))
İnsanların tek derdi eve gittiğimizde ne yiyecekleri idi...
Bu insanları istemiyorum ne hayatımda ne de cenazemde...
Bu arada benim cenaze törenim denizde olacak:))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder