Ekim 2005'den Mart 2011'e kadar ki süreçte başka bir boyutta kaybolmaya yüz tutmuşken, hayat bana sonra başka bir pencere açtı. Bu pencereden dünya başka gözüktü. Kaçırdığım tüm aşamaları keşfettim. Emekli olduğunuzda kaçırdığınız hayata bakarsınız ve geç kalmışlığı hissedersiniz ki o zaman yaşınız da ilerlemiştir; ama bu aşamada tek fark yaş olarak tam zamanı hayatı yaşamanın...
Farkedilen tek gerçek, özel sektörün nasıl sizi harcadığını görmeniz ve bu harcanmışlık içinde insanların rutin hayatlarının nasıl işten ve çıkardan ibaret olduğunu görmenizdir.
Burada tek fark, 2004-2005 yılı arasındaki sürecimde eski firmamdakilerle bağım hiç kopmadığı gibi, beni her zaman arayıp sorar ve her yere davet ederlerdi. Daha insancıl oldukları için mi, yoksa o devirde bu kadar çok bireyselleşme ve bencilliğin su yüzüne çıkacağı bir ortamın bulunmaması mıydı?
Sorunun cevabını bilmiyorum. Ama daha çok, " ben " ve " bana " diyen bir grubun hızla çoğaldığı bir dönemdeyiz...
Tercihim ise bu insanlardan olabildiğince uzak durmak...
Yeni başladığım bu işimde, geçen 1.5 senenin kazandırdıklarını kaybetmek, unutmak ve üzerine bir örtü çekmemek adına bu satırları yazıyorum... Unutmamak için...
Kazandıklarımın yanı sıra, yaşanmışlıklar, zor geçen günler de unutulmamalı.
Allah'ın bizlere sunduğu tüm güzellikler yaşanmalı ve aile-arkadaş bağları asla ihmal edilmemeli...
Kurumsal firmalara sıcak bakmamam ve istememem bazı insanlara garip gelebiliyor, yıllarca 2 büyük firmada çalışıp, sonra gene bitmek bilmeyen bir iş girdabına kapılıp hayatı kaçırmanın gereği yok... Nasıl olsa her iki yerde de kimse madalya takmadı gece gündüz 7/24 çalışıp, ev/özel hayatı yok saydığımda...
Hiç bir zaman da makbule geçemedik zaten...
Tam tersine akıllı binalar içerisinde ışıksız, güneşsiz kaldıkça, D vitamini eksikliğiniz ile, içeride körler sağırların polyannacılık oynadığı sahte bir dünyada iletişimlerin maksimum düzeye ulaştığını savunan bir grubun sizin yetkinlik ve kişisel gelişimizi sorguladığı bir yalan dünyaya ayak uydurmanız beklenir...
Koltuk ve unvanlar ile adam olduklarını sanan bir grup var...
16 senem bu insanlar arasında geçti, ilk firmamdan ayrıldığımda, o unvanları olmadan adam olamayacak insanlardan da gördüm...
İkinci firmamdan ayrıldığımda ise, egosu tavan yapmış, koltuklarına yapışmış ve kendi çıkarları için şirketin adını kullananan insancıkları da gördükçe, başka bir gezegenden geldiğime inanmaya başladım...
Tabii ki nesli tükenmeye yüz tutmuş bir grup var... Değerleri ile, ahlakı ve vicdanı ile, bu hayatta tutunmaya çalışan ve varolmayı sürdürenler... Onlara sabır diliyorum...
O yüzden şimdi her gün bu insancıklardan uzak olmanın huzuru içimi kaplıyor...
Ve her gün yeni bir gün...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder